~ Sanal Pencere ~

Hayata bu pencereden bakmak ister misiniz?

GEÇMİŞİN ARABALARI İLE HİÇBİR YERE GİDEMEZSİNİZ

S&P tarafindan yayinlanmistir. • February 25th, 2008
Geçmişin arabaları ile hiçbir yere gidemezsiniz. ( Maksim Gorki )

Değişimin, zorunlu hale geldiği ülkelerde ve yaşadığımız çağın döngüsü içerisinde zamanın ihtiyaç duyulacak bir olgu olduğuna inanmıyorum. Zaman, beklenen bir değerin oluşumunu sağlayabilecek eylemlerin tümünü içinde barındırabiliyorsa eğer anlamlıdır. Aksi taktirde zamanla bir alıp veremediğimiz olamaz. Bu yüzden de anlamsız bir zaman dilimi içerisinde değişimin ne zaman ve ne şekilde geleceğini kestirmeye çalışmak yersizdir.

Bugün, değişen bir Türkiye’den söz ederken bu derece sansasyon yaratan şeyin, hayal edilmiş ve gerçekleştirilmiş bir değer olmasını beklerdim.Oysa ki, bir anda değişim diye kafamıza türban olarak çarpan bu maddenin kumaş olmadığına emin olduğumuz kadar sinir sistemimizde oluşturduğu deformasyonları yok etmek adına görmeden, duymadan, bilmeden yaşayabilecek kadar da duyarsız olamadık. Tarihi sorguladık, bu günü yargıladık. Susmadık… Sonra farkına vardık ki, geleceği unuttuk, unutturulduk. Çağa yetişmeye çalışırken bir anda kendimizi çağ dışı bulduk. Çağı türbanladık, “yeter çok gezme” diye evine yolladık. Bravo bize, biz yaptık!

Ama bu kadarı yeterli artık! Geçmişe bakmak ve onu hatırlamak adına herkes için iyi bir deneyim oldu. Bırakalım, onlar geçmişin ince detaylarında yaşamaya devam etsinler. Bırakalım, kalmak isteyenler orada kalsınlar. En başından sunuldu bu seçenek bize, “ya sev, ya terk et” dedi halkın başbakanı açık yüreklilikle. Bu ülkeye sahip olmanın sorumluluğuyla, başından beri sevdik biz zaten. Terk etme talebini yadırgadık bu yüzden, anlamlandıramadık. Terk edecek birileri varsa eğer bu sistemi, onlara da kapımız açık.

Bu ülke toprakları için yıllarca dökülen kan ve gözyaşının ardından, bugün bir türban kavgasıyla kendi içinde kaosa dönüşen ve dönüştürülen yaşamlarımızın sorgulamasını yine herkes kendi içinde yapıyor ve yaptırılıyor ne yazık ki.

Erkek ya da Kadın fark etmiyor bana göre. Bir gün, çırılçıplak kalacak olursam bu hayatta ve utandığım herhangi bir ayıba ya da varlığını taşıyamayacağım herhangi bir organa sahip olsaydım eğer, ben de o bez parçasını başıma değil ona örterdim önce. Şüphesiz ki, bu çıplaklıkla yaşayanların bunu gerçekleştirme biçimlerinin ne kadar başarılı olduğunu hepimiz görmekteyiz çünkü. Yine de bir fark var ama! Benim ve benim gibi düşünenlerin davası gizlenmekten ziyade vicdanen duydukları varoluşsal başarısızlığın utancından yana olurdu. Bu da ölmek pahasına olsa hiçbir zaman tercih meselesi olmayacaktır.

Bizler bugün ; “Ey Türk Gençliği !” diye başlayan hitabeyle büyümüş , “daima ileriye, en iyiye…” diye devam eden bir ulusun gençleri olmakla huzur bulmuş ve geçmişe bakarken ona dönmeyecek kadar geleceğin hayallerine sahip çıkan yetişkinler olarak yollarımıza devam etmekteyiz.

Devam etmemek ya da devam ettirilmemek gibi bir kaygımız yok. Hiçbir koşulda da oluşturulamayacaktır.

Son olarak, Peter Drucker der ki ; gideceğiniz yeri bilmiyorsanız , vardığınız yerin önemi yoktur.

AYDAN KILINÇ

Not : Bu güzel yazıyı benimle paylaşan sevgili arkadaşım Aydan ‘ a teşekkür ediyorum.

S&P
E-Mail | S&P tarafindan yayinlanmistir.

SİZ De FİKRİNİZİ SÖyleyİn