~ Sanal Pencere ~

Hayata bu pencereden bakmak ister misiniz?

ŞÖLEN BİTTİ

S&P tarafindan yayinlanmistir. • June 8th, 2008

İki haftadır devam eden Fransa Açık Tenis Turnuvası ( Roland Garros ) dün ve bugün oynanan final maçları ile sona erdi. İzlenmeye doyum olmayan maçlara sahne olan turnuvanın finalinde ise favoriler rahat oyunlarla kupaya uzandı. Eurosport ekranlarından hergün sevgili Emre Yazıcıoğlu ‘ nun eşsiz anlatımıyla ekrana gelen turnuva tam anlamıyla muhteşem geçti.

Tenis gerçekten izlemesi doyumsuz olan bir spor. Özellikle usta oyuncular korttayken ekran başına kilitlenmemeniz elde değil. Fransız seyircisi bu işin en büyük ustası olduğu için , maçları futbol maçlarından daha keyifli hale getiriyor. P.C ve S.L kortları Türkiye ‘ de bir futbol sahası ile eşdeğer büyüklükte ve çok kaliteli seyirci ile her maç dolu oluyor.

Gelelim bu sene ki isimlere. Bayanlarda kişisel olarak hayranlık duyduğum ve desteklediğim Ana Ivanovic bu senenin şampiyonu oldu. Geçen sene kortların tartışmasız bir numarası Justin Henin ‘ e yenilen Ivanovic bu sene yine çok başarılı bir turnuva geçirdi. Yarı finalde vatandaşı Jelena Jankovic ‘ le oynadığı maç unutulmaz maçlar tarihine adını yazdıracak cinstendi. Finaldeki rakibi Safina ise mucizevi maçlara imza attı. 4.turda Sharapova ‘ yı , çeyrek finalde ise Dementieva ‘ yı maç puanını çevirerek yenmeyi başardı ve finale yürüdü. Finalde ise yarı final sonrası dünya 1 numaralığını ilan eden rakibi karşısında varlık gösteremedi. Ivanovic büyüleyici güzelliğinin yanı sıra , inanılmaz forehandi ile tenis tarihine imza atacak büyük bir proje.(!) Proje diyorum çünkü Ana ‘ nın arkasında Sırbistan var. Genç yaşta keşfedilen yetenek , ülkenin sponsorluğunda İsviçre’ye götürülüp dünyanın sayılı fitness ve tactic coachları ile çalıştırılmış. Yani onun dünyanın bir numarası olacağı hedeflendirilip ona göre tüm imkanlar seferber edilmiş. Ana ise bunları boşa çıkarmayıp 20 yaşında bu başarıya imza attı. İlk kez bir Grand Slam turnuvası kazanmasının yanı sıra , 1 numara koltuğuna oturdu. Bu sene aslında kendisini ne kadar geliştirdiğini de gösterdi. Geçen seneki finalde Henin karşısında savunmada eriyen Ivanovic , bu sene savunma yönünü ne kadar geliştirdiğini gösterdi. Baseline ‘ ın gerisinden karşıladığı topları yalnız kortun karşısına geçirmekle kalmadı , rakibin oyununu bozacak şekilde noktalara gönderdi. Eşi olmayan öldürücü forehand ‘ leri ise tek kelimeyle büyüleyici. Kendine özgü demir vuruşu onun bir çok winner yapmasına neden olarak , rakiplerini çaresizliğe sürükledi. Eğer eksik olan yönlerini geliştirirse kuşkusuz tarihi tenisçilerden bir tanesi olmaya aday. Benim için ise benzeri olmayan gülüş ve vuruşa sahip bir numara : )

Erkeklerde ise turnuvanın finali ilk günden belli idi. Konuşulan finali kimin oynayacağı değil , ekselanslarının bu sene Nadal ‘ ı yenip yenemeyeceği idi. Nitekim finalin adı Nadal - Federer oldu. Björn Börk ve Pete Sampras ‘ tan sonra tenisin altın tarihine adını yazdıran ekselans Roger Federer bir türlü alma başarısını gösteremediği Roland Garros ‘ ta bu sene daha hırslıydı. İki senedir yenildiği toprak kortun kralı Nadal ile bugün bir kez daha karşılaştı. Ancak bu sefer ki sonuç diğer iki seferden daha vahim oldu. Yalnız 4 oyun alabilen Federer , Roland Garros ‘ a hasret kalmaya devam etti. Federer - Nadal maçı izlenilmesi gereken bir şölendir her zaman. Ancak bugün Nadal öyle bir oyun oynadı ki , dünyann bir numarası zor anlar yaşadı. Çok rahat bir şekilde şampiyonluğa ulaşan İspanyol raket , toprağın kralı benim dedi. Aslında İspanyol tenisçilerin özelliği toprak kortlarda belli oluyor. Baseline gerisinden çok başarılı oynuyorlar. Vuruşları daha sert ve geriden yaptıkları için rakibe zor anlar yaşatıyorlar. Fakat güçlü rakipler oyun stillerini çeşitlendirdikleri için , her noktada aynı performansı sergileyemeyince bir noktada yeniliyorlar. Nadal ise olağanüstü bir oyuncu. Bugün izlerken kendimden geçtim desem yeridir. Büyüledi tek kelime ile. Onun neler yaptığına hayret etmemek , nasıl bir insan böyle dememek mümkün değil. Hızı , çevikliği ve gücünü akıllı vuruşlarla birleştirince yenilemez olduğunu gösterdi. Hele Federer bile 3 sette toplam 4 oyun alabildiyse , daha fazla bir şey söylememek gerek. Toprak kortun kralı yalnız toprakta iyi oyuncu olmadığını da göstermişti. Wimbledon ‘ da bu ikili final oyunuyor yine. Nadal çim korttada finale kadar gidiyor. Orada yenilsede ne kadar büyük oyuncu olduğunu gösteriyor. Çünkü toprak kortta baseline gerisinden oyun oynamaya alışkın tenisçiler , topun sıçramasından yararlanır ve vuruşlarını koldan çıkararak daha sert paralel olarak atabilirler. Çim kortta ise geriden oynadıkları zaman top sıçramadığı için sıkıntı çeker başarılı olamazlar. Bu yüzden Wimbledon ‘ da toprak kort ustaları başarı sağlayamazlar. Ancak Nadal öyle bir adam ki , nasıl çalışıyor nasıl beceriyor anlamak mümkün değil , çimde de o topa baselineda oynamaya alışık olsada bilekten vuruyor ve file oyununada hızı ile ayak sağlıyor. Ekselansları Federer ise vuruş ustası. Doğa üstü yeteneği ile konuşulması değil izlenmesi gereken bir isim. Netice olarak bu haftasonu iki büyük ismi izledim ve mest oldum. Kaçıranların tenisin ve bu isimlerin güzelliğinin farkında olmadıklarından eminim. Ancak bu sporun büyüklüğünü maç sonu seramonisinde ki konuşmalar perçinledi. Nadal kupasını aldıktan sonra rakibini öyle bir yüceltti ki sanırsınız üç yıldır o adamı orada yenen ve şampiyon olan o değil. Nadal ; ‘ Roger öyle bir adam ki onunla oynamak bile büyük bir şeref. Benim rol modelim o. Hayatımda bu kadar centilmen ve saygılı bir insan tanımadım. Belki onu 3. seferde yine yendim ama burada kişiliğinden ve asaletinden hiçbir şey feda etmeden her puan ve maç sonrası aynı olgunlukta davrandı. Ben onu örnek almaya ve onu izlemeye devam edeceğim . Roger benim tek idolum ve umarım onla yine çok karşılacağız. ‘ dedi. Bu spor da , bu sporu yapan insanlar da işte bu kadar kaliteli. Üç kere bir insanı yeniyorsunuz ve dünyanın en prestijli Grand Slam ‘ inde şampiyon oluyorsunuz ancak böyle konuşabiliyorsunuz. Tebrikler Nadal , çok yaşa Ekselansları Federer ve teşekkürler Roland Garros…

Bu güzel tenis şölenini bilen azdır ancak futbol denince akan sular durur. Cumartesi gecesi Euro 2008 başladı ve Mill Takım beklenilen sonuçla sahadan ayrıldı. Benim Fatih Terim ‘ e sempati duymadığım , Milli Takım ‘ ın başında görmek istemediğimi bu sayfa okuyucuları bilirler. Ancak bu kişisel beğenisizlik Milli Takımı ‘ mıza karşı duyduğum başarı isteğimi gölgeleyemez. Kendi egosunu tatmin etmek için kurduğu , sözünün geçtiği oyuncuları takıma alıp kendi çapında sorun çıkmasını önlediği bir takım turnuvada ne yapacak göreceğiz. Umarım göğsümüzü kabartır. Başarıları ile bayraklarımızı alıp sokaklara çıkarız. Çıkamazsakta , sırtına vurup ‘ hadi aslanım Tümer kurtar şu maçı dediği ‘ oyuncu , Fatih Terim ‘ in sırtını sıvazlayıp üzülme hocam der. Yıldıray gibi profesyonel büyük isimler ise vatan yahut silistirenin tarih kitaplarında kaldığını bilip profesyonel yaşamlarına devam eder. İbrahim Toraman ise üzüntüsünden gençlere , Galatasaray ‘ da oynamanın kendi çapında bir çok kapıyı açacağını anlatır. Emre Aşık , Emre Güngör ve Ayhan Akman ‘ lı bir Milli Takım kadrosuna nasıl alınmadığını kendisine sorarak…

Milli Takım ‘ a yürekten başarılar dileyerek , turnuvanın bitmediğini ve başarının gelebileceğini tekrar hatırlatarak son sözü söylüyorum. Sporun hepsi çok güzel , bir de herkes futboldan anlamasa …

S&P
E-Mail | S&P tarafindan yayinlanmistir.

SİZ De FİKRİNİZİ SÖyleyİn