~ Sanal Pencere ~

Hayata bu pencereden bakmak ister misiniz?

BU NASIL SOSYAL SORUMLULUK ?

S&P tarafindan yayinlanmistir. • June 9th, 2008

Ben bu halkı anlayamadım gitti bir türlü. İnanların ya dünyadan haberleri yok ya da neyin ne olduğunu idrak etme yetisinden yoksunlar. Herkes herşeyi süt liman görüyor bir süre. Ta ki medya olayı dallandırıp budaklandırıncaya kadar… Ülkemizde medya çok büyük bir etkiye sahip. Nedeni ise inanların sadece kulaktan dolma bilgilere inanması. Ve ne yazık ki ülkemizde medya o kadar vahim bir halde ki , ülkeye zararını düşünen olmuyor.

Merak edilmesin bu sefer insanları yerden yere vurmak için yazmıyorum bu yazıyı. Bu sefer insanların kafasına bazı şeyleri direkt vurmak için yazıyorum ! Günümüzde bizi en çok tehdit eden unsura karşı , nasıl bu kadar bilinçsiz davrandıklarına şaştığımı anlatmak için yazıyorum. Nasıl kör olabilindiğini ve olay boyutlarının ne kadar vahim sonuçlara yol açabileceğini düşünemeyecek kadar aciz olduklarını söylemek için yazıyorum.

Herkes ülkede ki cari açıktan haberdar. Ne olduğunu bilmiyorda olsa , ya bizim cari açığımız var diyerek dillerine dolamış durumdalar. Bizler ise bu açık meselesine detayları ile giriyoruz. Bu noktada iki kalemin bizim için çok önemli olduğunu ve belimizi büken kalemlerin onlar olduğunu söylüyoruz. Ve o kalemlerde şu sıralar çok ciddi sorunlar baş gösteriyor. Bizim için çok ciddi tehlike çanlarına işaret ederken , halk bundan bi haber olmaya ve üstüne düşeni yapmamaya devam ediyor. Bu kalemler nedir derseniz ; ‘ Petrol ve elektrik ! ‘ …

Petrol sorununa ciddi bir rapor hazırlanmalı diye düşünüyorum. Çünkü hem dünya hem de tabi ki ülkemiz için çok ciddi bir tehlike. Hızla artan petrol fiyatlarının arkasında ki nedenlerin iyi analiz edilmesi gerektiği gibi bunların ne tür sorunlar doğuracağı halka anlatılmalı. Petrol fiyatı özünde arz - talep koşullarına göre belirlenir. Ancak son dönemlerde özellikle artan ekonomik sorunlar ve ABD düşmanlığı ile beraber çok fazla spekülasyona maruz kalarak arz - talep dengesinden çıkma noktasına geldi. OPEC ‘ in üretim olanaklarını yeterli görüp arzı arttırmaması , doların değer kaybının sürmesi , finansal krizin petrolü ciddi bir emtia haline getirmesi ile fiyatlar artmaya devam etti. Goldman Sachs ise kabus raporu yayınlayarak , petrolün 200 $ civarına yükselebileceğini beyan etti. Korku dolu senaryoda etkilenecek olan ortak paydamız dünya. Petrol fiyatları maliyetlere direkt etki yaptığı için ilk akla gelen sorun ‘ enflasyon ‘ oluyor. Ancak durum yalnız bununla sınırlı değil. İş dünyasının yükselen maliyetler karşısında zor durumda kalması reel ekonomiye darbe vuruyor. Özellikle büyüme odaklı sorun yaşadığımız ve istihdam noktasında S.O.S verdiğimiz dönemlerde maliyetlerin dolaylı yansıması işsizliğe vuruyor. Toplumsal huzursuzlukları beraberinde getiren bu durum karşısında dünya ülkeleri birbirleri ile rekabet haline giremeyecek durumda kalınca açlık riski ile karşı karşıya kalıyor.

BBC ‘ nin raporunda ; gıda fiyatlarında yaşanan yükselişlerin nedeni olarak petrol gösteriliyor. En basitinden artan mazor fiyatları ile beraber balık üreticileri birliği fiyatlarının maliyetlerinin % 25 artabileceğini söylüyorlar. Nakliyeciler içinde sıkıntı ortaya çıktığı için bu artışın , gıda fiyatlarına maliyet olarak yansıması kaçınılmaz olacaktır. Bir yandan yükselen enflasyon bir yandan büyüme üzerinde negatif etkisi ile beraber alım gücü iyice düşen rekabeti sınırlı ülkeler açlık riski ile dünyayı tehdit edecektir. Petrol üreticisi ülkeler bu durumdan çok büyük kazanımlarla çıkacakken , petrol ithalatçısı olan ülkeler bıçak kemiğe dayanana kadar çalışmaya devam ederken , kemiğe dayandığı noktada bunu savaşa çevirebileceklerdir.

Bu örnekleri kendi internet sayfamda petrol ile ilgili hazırladığım raporda ayrıntılı olarak görmeniz mümkün olacak. Şimdi ise ülkemiz açısından bu durumun farkında olup olmadığımız noktasına gelelim. Petroldeki arz ve talep kısa dönemde inelastiktir. Ancak halk yükselen ve daha da yükselmesi beklenti dahilinde olan bu emtiaya karşı bilinçli olup tutumunu değiştirmezse bu sorun nasıl aşılabilir ? Petrolun varil fiyatı 140 dolar seviyesine yaklaşmışken , çok büyük bir petrol ithalatçısı bir ülkeyken insanlarımızın aynı pişkinlikle arabalarına binmeleri ne kadar doğrudur ? Talep konusunda artan fiyatlara rağmen bir değişiklik göstermessek bu fiyatları daha fazla çıldırtırırız ! Üreticiler için arzı arttırmak ciddi bir maliyet. Talep düşmediği sürece fiyatların düşmeyeceği de belli olduğuna göre , adamlar yüksek fiyatta elde ettikleri gelire karşı maliyete gerek duymuyorlar. OPEC ısrarla arz yeterli mesajı verirken , bizim gibi dar pencereden hayat bakan ülke insanıda , umrumda değil benim talebim artarak devam ediyor mesajı veriyor. Üreticinin ilgilendiği şey petrolun talep edilmesidir. Üretim kapasitemiz ve rezervimiz bu kadar dedikleri zaman ses çıkaramazsın. Amaç bazı ülkeleri petrol yoluyla yıkma noktasına geldiği için biz bu oyuna gözümüzü kaparsak ilk yıkılan ülke oluruz. İnsanlar bunu nasıl anlamak istemez yada magazin medyamız nasıl bu duruma el atmaz anlaşılır gibi değil . Ben mi çok aptalım bu kadar abartıyor ve korkuyorum yoksa başkaları mı ? …

Enflasyonu hortladı olarak gösterip , pazara çıkıp endeks üzerine etkisi minumum olan şeyleri gösterip halkı kandıran medya özürlüsü insanlar , neden gerçeği göstermiyorlar ? Cari açık diye çok bilip konuşan insanlar neden bu en büyük sorunu dile getirip önlem yoluna gitmiyorlar ? Petrol fiyatları bizi enflasyon ve cari açık olarak krize tek başına sürüklemeye yetecek güce sahip bir kalemken , bende para var deyip rahatça her yere arabasıyla giden halka imrenerek bakıyoruz , kızarak değil ! İstanbul sokaklarında çoluk - çocuk her akşam görgüsüzlük yaparak gezerken benim bunlara çalışıp korkuya kapılmam mı ahmaklık mı ? Yoksa o parayı nasıl yollardan kazandıysa kazanıp , çocuklarını daha o yaşta hedefsiz hale getirip , ciddi sorunları farkedemeyen ailelerde mi sorun var ? Lütfen bunu biraz düşünelim.

Bir başka problemimiz ise elektrik. TEİAŞ ‘ ın raporu da içler acısı. Petrolle beraber ithalatımızın en büyük kalemi elektrikte de talep showu yaşanıyor. Burada da arz - talep ilişkisinden bahsediyoruz. Ülkemiz mevcut elektrik stoğu ortada. Bir de küresel ısınma ile beraber HES ‘ lerde meydana gelen düşüş ve verim azalışları ile beraber sıkıntı doruğa ulaşmak üzere. Raporda elektrik arz - talebinin bıçak sırtı noktada karşılandığı , talep artış hızının son dönemlerde en yüksek seviyeye çıktığı ve bu rasyoda hesaplandığı takdirde 2009 yılında , bıçak sırtı durumun aleyhte bozulacağı açıklanıyor. Sevgili halkımızın anlayacağı ve magazin medyasının anlatacağı dilden ‘ elektriksiz kalacağız ‘ demek oluyor.

Biz ne kadar zengin ve doğal kaynaklarla dolu bir ülkeyiz ki , 6-7 yıl önce krizden çıkan biz değilmişiz gibi davranıyoruz. Kara tabloları çok çabuk unutup pembe tabloya alışmış gibi yaşıyoruz. 2001 krizinden sonra düzelen belki de tek şey siyasi istikrar oldu. Bununla beraber finansal sistemin güçlenmesi ile kırılganlığı bir derece arttırdık. Ama güçlendik mi ? Buna inanların aklından şüphe etmek istiyorum ! Cebimize biraz para girince ne kolay talep alışkanlığımızı değiştiriyoruz. Kıt kaynaklarla ve ithal ettiğimiz ürünlere karşı ne kadar duyarlı davranıyoruz , tebrik edelim kendimizi ! Hava çok sıcak deyip klimalara saldırmak , evleri dünya sinemalarına çevirmek ve hala en basitinden tasarruflu ampul nedir bilmemek 75 milyonluk güzel ülkemin , krizlere gebe olacak eserleridir …

Yazımın sonunda değerli yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan ‘ ın sözünü hatırlatmak istiyorum. Benim tutkuyla sevdiğim güzel ve yalnız ülkem , sen kendi içinde aklı başında adam kıtlığından yalnızsın. Zaten o adamların sayısı çok olsaydı dünyanın tutkuyla sevdiği güzel ve coşkulu ülkem olurdun !

S&P
E-Mail | S&P tarafindan yayinlanmistir.

SİZ De FİKRİNİZİ SÖyleyİn